Akbaba





Akbaba / Franz KAFKA


Bir akbaba vardı, ayaklarımı gagalıyordu. Çizme ve çoraplarımı didik didik etmiş, sıra ayaklarıma gelmişti. Durup dinlenmeden gagalıyordu; arada bir havalanıp çevremde tedirgin dolanıyor, sonra yine çalışmasını sürdürüyordu. Derken bir Bay geçti karşıdan, bir vakit durumu izledi, sonra niçin akbabaya ses çıkarmadığımı sordu.



"Ne yapabilirim ki!" dedim. "Geldi, haydi gagalamaya başladı; kuşkusuz ilkin kovmak istedim, hatta boğacak oldum kendisini; ancak böyle bir hayvanın gücüne diyecek yok.

Baktım hemen suratıma atlayacak, ben de ayaklarımı gözden çıkarmayı uygun buldum; artık didik didik edilmelerine de bir şey kalmadı." -
"Vallahi bilmem ki neden bunca işkenceye katlanıyorsunuz!" dedi Bay.
"Bir kurşun akbabanın işini görür hemen."
- "Ya?" diye sordum ben. "Peki bunu siz yapar mısınız?"
- "Hayhay!" dedi Bay.
"Yalnız eve kadar gideyim de silahımı alıp geleyim. Bir yarım saat daha bekleyebilir misiniz?"
- "Bilmem," diye yanıtladım ben ve bir süre acıdan kaskatı kesildim, ardından dedim ki:

"Ne olur, siz gene bir deneyin!"
- "Peki, peki!" dedi Bay. "Bir koşu gider gelirim."

Biz konuşurken, akbaba gözlerini bir Bay'a, bir bana çevirmiş, sessiz sakin bizi dinlemişti. Şimdi görüyordum ki, bütün söylenenleri anlamıştı; ansızın havalandı,hız almak için alabildiğine geriye kaykılıp usta bir mızrak atıcısı gibi gagasını ağzımdan içeri daldırdı, derinlere gömdü.

Ben sırtüstü yıkılırken, onun tüm çukurları dolduran, tüm kıyılardan taşan kanımın içinde kurtuluşsuz boğulup gittiğini görerek rahatladım.
devamı ...

Nesimi - Minnet Eylemem

Nesimi - Minnet Eylemem


video
devamı ...

Rembetiko


video

Rembetiko

devamı ...

Milena'ya Mektuplar






salı


Sevgili Milena


Merak ediyorum seni Milena. Kalem tuttuğun elini, saçlarını ve ruhunun sürekli ağladığını yansıtan gözlerini. Soğuk bir ürperti geliyor Milena, üşüyorum senin adını her andığımda. Küfürbaz Kafka burada olsaydı herhalde demediğini bırakmazdı bana. Ama ne yapayım Milena sana olan aşkım dinmiyor, incitiyor beni.

Milena, Havva’nın elmayı ağaçtan koparması gibi bir şey bu. (Günah sayılan şu olayı, kimsenin anlamayacağı gibi anlıyorum kimi günler..) Havva elmayı yemek için koparmış da olabilir, hoşuna gittiği beğendiği için koparmıştır, belki de. Âdem’e gösterebilmek için yalnız. Koparmak önemli değildi anlaşılan, ama elmayı dişlemek sonucu doğurmuş oldu., Elmayla oynamak sonucu doğru olmayabilir, ama yasakta edilmemişti ki.

Hain olarak düşünebilirler beni fakat seni yazdıkların için de sevdim –her ne kadar onları aşkına söz geçiremeyen Franz’a yazdıysan da– ama sen başkaydın Milena hasta bir adamı sevecek kadar hastaydın. Beni belki o kadar sevmedin hatta hiç sevmemiş de olabilirsin ama unutma kendimi frenlemeye de yeltenemiyorum. Deli mi oldum yoksa yaratılıştan itibaren deli miydim bilmiyorum. Kafam(yahut gönlüm) hayli rahatsız. Yalnız göz kapaklarımı hareket ettirebiliyorum. Sevgilim artık gözlerim bile ışıldamıyor. Ve ne yapacağımı bile bilmiyorum. Dün öğle üzeri avludan gelen kuş seslerinin her tarafa dağıldığına şahit oldum. İlk önce avludan gelen kuş sesleri beynimim içine girmeye çabaladılar. Bir bulut gibi toplandılar, acı çığlıklarıyla sana olan aşkımı köreltmeye çalıştılar. Kendime geldiğimde bedenimdeki titreme beni öyle bir hale getirdi ki.. Ama yılmadın sana olan sevgimi sorgulamadım "asla". Bütün gece yankı yapan sese kulak vermemeye çalıştım. Seni düşündüm.

Kötüyüm Milena, bilmediğin kadar kötü.. Onun için bağırıyorum ya! Meleklerin sesi sandığımız, cehennemin dibindekilerin türküsüdür.
devamı ...

Ahmet Uluçay Anısına


Ahmet Uluçay Anısına..













devamı ...

Şiir: forough farrokhzad



Günah

Günah işledim, zevkle dolu bir günah
Tatlı sıcak bir kucakta
Günah işledim , günah
O ateşli, öfkeli kollar arasında

O karanlık sessiz sakin odada
Baktım sırlar saçan gözlerine sevgilimin
İstekle dolu o gözlerin yakarışlarından
Bitkin düştü göğsümde kalbim

O karanlık sessiz sakin odada
Oturdum yanına perişan bir halde
Dudakları zevk akıttı dudaklarıma
Sıyrıldı kalbim delice kederinden

Bir aşk öyküsü fısıldadım kulaklarına:
Seni istiyorum ey sevgilim
Seni istiyorum ey can katan kucak
Seni ey çılgın aşığım

İstekle tutuştu bakışları
Dans etti kadehte kızıl şarap
Bedenim yumuşacık yatakta
Zevkle titredi göğsüne doğru

Günah işledim, zevkle dolu bir günah
Titreyen esrik bir suretin kıyısında
Tanrım ne bileyim ne ettiğimi
O karanlık sessiz sakin odada


forough farrokhzad
çeviren: m. bülent kılıç

***


Sendendi Ölümüm

sendendi ölümüm
ama yaşamımdın sen benim

benimle yürüyordun
bende mırıldanıyordun
aylak adımlarla caddeleri arşınladığımda
benimle yürüyordun
bende mırıldanıyordun

karaağaçlar arasında
aşkın serçelerini
sabahın penceresine davet ediyordun
gece yinelendiğinde
ve gece henüz tamamlanmadığında
karaağaçlar arasında
aşkın serçelerini
sabahın penceresine davet ediyordun

lambalarınla geliyordun sokağımıza
lambalarınla geliyordun
çocuklar gittiklerinde
akasya salkımları uykuya daldığında
ve ben aynada yalnız kaldığımda
lambalarınla geliyordun...

ellerini bağışlıyordun
gözlerini bağışlıyordun
şefkatini bağışlıyordun acıktığımda
canlılığını bağışlıyordun
cömert bir ışık gibiydin sen

laleler topluyordun
çıplaklıkta titrediğinde buklelerim
buklelerimi örtüyordun
laleler topluyordun

yanaklarını dayıyordun
ürperen göğüslerime
artık söyleyecek sözüm kalmadığında
yanaklarını dayıyordun
ürperen göğüslerime
ve duyuyordun
akarken inleyen kanımı
ve gözyaşları içinde ölen aşkımı

dinliyordun
ama görmüyordun beni

forough farrokhzad
çeviren: m. bülent kılıç

***

Hediye

gecenin sonundan sesleniyorum ben
karanlığın sonundan
ve gecenin sonundan sesleniyorum ben

gelecek olursan evime, benim için, ey sevgili
bir lamba getir
ve bir pencerecik ki, ondan
seyredeyim mutlu sokağın kalabalığını.

forough farrokhzad
çeviren: m. bülent kılıç
devamı ...
araksus***"Biliyor musun... İnsan acı çektiğinde, güneşi başka türlü sever"(Saint-Exupéry)